İlginizi Çekebilir
HAYVANLAR HAKKINDA BİLGİ
  1. Ana Sayfa
  2. ANA SAYFA
  3. ALBERT EINSTEIN

ALBERT EINSTEIN

images

Albert Einsteın çağımızın hala bilinen en büyük fizikçisidir. Fizik ne mi? Öyleyse Einstein’ı tanımadan önce bunu açıklayalım. Fizik, var olan tüm maddelerni uzay ve zamanda hareketini, enerjisini ve kuvvetini içine alarak açıklayan bir doğa bilimi. İşte Einsteın da bulduğu izafiyet teoremiyle bu bilim dalında fizikte çığır açmıştır. Şimdi de İzafiyet Teoremini mi merak ettiniz?

İzafiyet Teoremi

Eskiden yani çok eskiden değil, az eskiden, Einsteın’dan önce, dünyadaki her şeyin üç boyutunun olduğu kabul edilirmiş. Genişlik, derinlik ve yükseklik. Peki Einsteın gelince ne demiş? Hayııııır, üç değil, maddenin tam dört boyutu var. Genişlik, yükseklik, derinlik ve zamaaaan.

Nasıl mı? Tamam, bir de şöyle anlatalım. Örneğin, sizin bir ikiz kardeşiniz var. Siz hala dünyada yaşamaya devam ederken, ikiz kardeşiniz bir rokete biniyor ve uzaya çıkıyor. 10 yıl sonra ancak geri dönebiliyor. Ve döndüğünde siz onu tanıyamıyorsunuz. Çünkü siz çoktaaan yaşlanmışken, o daha gepgenç duruyor. Çünkü uzayda zaman daha yavaş akıyor. Yani dünyada 10 yıl geçmişken, uzayda kardeşiniz 5 yıl geçirmiş gibi oluyor. İşte bu herkesin ağzına doladığı şu muhteşem izafiyet teoremi. Ay nolur teorem nedir diye de sormayın 🙂

Peki kim bu Einsteın?

Şimdi onu tanıyalım biraz da.

Aslında kocaman bir kafayla doğduğu için, anne babasının “Acaba çocuğumuz hasta mı?” diye doktor doktor gezdiği bir çocuk. Kimseyle konuşmayan, iletişime geçemeyen, ağlamayı bile beceremeyen bir çocuk.

Düzgün bir şekilde konuşması 9 yaşını buluyor. Beş yaşında eğitimi için özel dersler almaya başlıyor. Keman, vs. Mühendis bir amcası var Jakob diye. Bu amcasını acayip seviyor. Amcası ona her görüşmelerinde biraz matematik, biraz geometri anlatıyor. Hatta daha sonra Albert Einstein, yer çekimini açıklarken amcasının ona öğrettiği gibi Öklid Geometrisini kullanarak açıklıyor.

Albert Einsteın okula 9 yaşında başlıyor. Ama okul onu o kadar sıkıyor ki, gitmemek için direniyor. En son bilimsel çalışmalar yapmak için kendi laboratuvarını kuruyor. Kendi zekasının temellerini de, muhtemelen okulda değil, bu kendi başına kurduğu küçük laboratuvarda atıyor.

Einsteın liseyi bitirdikten sonra bilimsel çalışmaları için Federal Politeknik Okuluna başvuruyor, bir nevi üniversite. Sonuç mu? Kabul sınavını geçemiyor.İkinci yıl tekrar giriyor ve kazanıyor. ( Burdan çıkarılacak ders, sınavları kazanamamak dünyanın sonu değildir. Çalışanın elinden hiç bir şey kurtulmaz.)

Einsteın burdan mezun olduktan sonra öğretmenlik de dahil kırk türlü iş başvurusu yapıyor ve hiç birine kabul edilmiyor. En son bir patent bürosunda iş buluyor.

Ve kader ağlarını örüyor. Onca işe kabul edilmese de, bu bulduğu iş onun için mükemmel oluyor çünkü dosya düzenleme işlerini yaparken fizik üzerine düşünmek için de bolca vakti oluyordu. ( Evet bunu bir kaynakta bulmadım ama bence öyleydi çünkü burdan çıktıktan sonra asıl hayatı başlıyor. O zaman burdan çıkarılacak ders, bilim dehası da olsanız, kıymetiniz bilinmeyebiliyor. Önemli olan moral bozmayıp, devam etmek)

Patent bürosunda epey çalıştıktan sonra, genç Albert bilimsel çalışmaları için üniversitenin daha iyi bir ortam olduğunu düşünüyor. Bu yüzden, üniversitede öğretim görevlisi olmak için başvuruyor. Peli ne oluyor dersiniz? Yazılı sınavı yüksek puanla geçmesine rağmen, mülakatta ders anlatımı beğenilmediği için eleniyor. Albert vazgeçmeyip, ertesi sene tekrar sınava giriyor ve bu sefer üniversitede öğretici olmaya hak kazanıyor. Gerisini de biliyorsunuz zaten. Adını bilim tarihine altın harflerle yazdırıyor.

Albert Einsteın

bir süper kahramand eğil, sadece bir bilim adamı. Bir sürü şey icat ederek insalığa hizmet etmiş. İzafiyet teoremiyle, kuantum fiziğiyle kuyuya taş atmış, bilim adamları hala çıkarmaya uğraşıyor. Kim bilir belki de taşları kuyudan çıkarmayı başaracak olan bilim adamları bu yazıyı okuyan ya da dinleyen siz miniklersinizdir 🙂

Yorum Yap

Yorum Yap