İlginizi Çekebilir
BİRİ OYUN MU DEDİ?

BİRİ OYUN MU DEDİ?

Geçenlerde bir sebepten ötürü sağlık ocağındayız,Malum hafta başında çok kalabalık olur,dakikalarca beklemeniz gerebilir ve beni düşünün ,yanımda üç çocuk ve içlerinden birisi epey hareketli.Böyle durumlarda uygulayabileceğiniz iki yöntem vardır.Birincisi,çantanızdan usulca susturucu cihazınızı nam-ı diğer telefonunuzu çıkarıp ‘alın çucuğum ,yeter ki iki dakika yerinizde durun,Allah’ım bunlar nasıl çucuk ya’ deyip onlara uzatırsınız. İkincisi ise tabisi de oyun oynamak:)

Yıllar önce ilk çocuğuma anne olduğumda zannetim ki,annelik çocuğunu canı pahasına koruyup kollamak,onu beslemek ,arada kucağına alıp sevmek ,bunlar elbette var ama yeterli mi?Çocukalarımızı ne kadar organik besleyebilirizin peşine düştüğümüz kadar ne kadar organik oyunlar oynatabilirizin peşine düşüyor muyuz?On yıl önce malesef ‘oyun ne ki canım,oturup bunca işimin arasında bir de oyun mu oynayacağım,tüm gün işte yoruluyorum ,akşam eve gelice ayaklarımı uzatıp oturmak istiyorum artık,bir sürü oyuncak alıyoruz,oynasın kendi kendine’ kafasında olsam da sonrasında bolca okuyup öğrendim ki ,kendimizce haklı sebeplerimiz olsa da su götürmez gerçekler,araştırma sonuçları var.Oyunla büyüyen çocuklar hep daha mutlu ve annelik dediğimiz şey (hep annelere göre yazıyorum diye kızmayın,ben kendime göre yazıyorum yani eğer babaysanız da elbette üstünüze alının) aslında çocuklarımızın ruhuna dokunabilmek ve biz çocuklarımızın ruhuna dokunabildiğimiz kadar anneyiz(ebeveyniz),bunun en iyi yolu ise bol bol oyun oynamak ve bir sürü masallar anlatmak.Malesef bizim toplum olarak boş vakit işi olarak gördüğümüz oyun bir çocuğun hem bilişsel hem fizikselaçıdan çok değerli, hem de pedadog pedagog gezen biz annelerin yapabileceği en iyi terapi ,oyun terapisi diye bir şey var artık düşünün (Tabi ki oyun terapisi farklı ama kullanılan araç yine aynı unutmayın).

İYİ AMA OYNARKEN SIKILIYORUM

İyi ama oyun oynarken ben çok sıkılıyorum ,onu nasıl yapacağız diyebilirsiniz,evet başlarda ben de öyleydim ama sonra iş başa düşünce (çocuklarımdan biri için pedagojik destek almıştık ve psikoloğun her seansta ısrarla söylediği şey birebir ve ailecek oyunlar oynayındı) kendimi bunun için resmen terbiye ettim.Ama zaman sonra gördüm ki ,oyun kaç yaşında olursak olalım aslında orada bir yerlerde hepimizin içindeki çocuğu yani bizi mutlu eden bir şey.Yoksa koca koca adamların kahveye gidip okeye dörtlü aramasını ,saatlerce batak oynamasını başka nasıl açıklayabiliriz ki? Ya da ailecek tabu ,jenga ,ebelemece,saklambaç,körebe ,deve cüce,alçak yüksek,al satarım bal satarım (uzatıyorum aklınıza oyun fikri olsun diye 😉 bunlar basit oyunlar ama bazen internetteki mükemmel oyunlar peşinde koşarken,bu klasik oyunların eğlencesini unutuyoruz) oynamak neden bu kadar zevkli gelsin ki?

PEKİ NASIL OYNAYACAĞIM?

Aklıma hiç oyun gelmiyor,oyun deyince hemen bir kasılmayın yani belki siz kasılmıyorsunuzdur da,ben vakti zamanında çok kasıldığım için öyle dedim.Oyun oynamak için illa bir oyuncağa illa özel bir ortama sahip olmanız gerekmiyor hatta çocuklarımdan öğrendiğim bir şey var ki aracısız oynadığımız oyunlar daha çok hoşlarına gidiyor.Örneğin biz sağlık ocağında beklerken neler oynadık?
-Ortamda bulunan bir nesne tutup,onu tarif edip,tahmin etmece
(üstünde düğmeleri var,uzun,dikdörtgen şeklinde -numaratöööööörrrrrr -he he süpersiniz ( ama tabi yaşlı teyzelerin kınayan bakışlarına takılmak istemiyorsanız oyuna başlamadan önce küçük harflerle bağırmalarını rica etmeyi unutmayın çocuklarınızdan ))
-Böyle zamanlar için en klasik oyunumuz taş,kağıt,makas
-Birbirimizin gözlerine tüm cidiyetimizle bakıp ilk kim gülecek oyunu (bu oyun çok komikli oluyor,etraftaki pek ciddi teyze ve amcalar da kendini tutamyıp gülüyor bir süre sonra)
-Bir hayvan tarif edip ne olduğunu tahmin etmece ( çok keskin dişleri ve güçlü bir çenesi var,yavrularını ağzında taşır,timsaaaaah – ‘aferin benim çocuklarıma national geographic gibisiniz mübarek;)
-bilmece sorma (önceden bilmece ezberlemek gerekiyor ,öyle çarşıdan aldım bir tane,eve geldim bin tane yeni nesli pek sarmıyor )
-bir kelime söyleyip son harfiyle başalayan başka bir kelime söyleme(tava,abajür,ranza gibi)
-hafıza oyunu siz bir kelime söylüyorsunuz ,o da söylüyor ,her söylenen kelime akılda tutularak yeni kelime söyleme (elma ,armut,elma armut çilek,elma armut çilek portakal gibi)

SOSYAL MECRALARI DOĞRU KULLANMAK

Tamamen sizin hayal gücünüze ve çocuğunuzun ilgi alanına kalmış.En son çocuğum bir kız ve o büyüdükçe hayatımın için evcilik oyunu diye bir kavram girdi elbette erkek çocukları da evcilik oynamalı ama ne bileyim biz genelde hareketli oyunlar tercih ediyorduk önceden ama kız çocuğunuz olunca ne kadar kaçınsanız da illa ki evcilik oynamak durumunda kalıyorsunuz ve ben bu işi cidden beceremiyordum ve bir gün bir şekilde kendimizi youtube belasına bulaşmış buldum, bizimki youtube videolarına bayılıyordu ve onu bundan kurtarmak için tek başına telefonumdan youtube uygulamasını silmek gerçekten sinir bozucu olurdu ve youtubeu bir nimete dönüştürdüm ,akşamları evcilik videolarını açıp izleyip tabiri caizse yeyip ertesi gün en ala evcilik oyunlarını kurdum ,zaten sonrasında bu konuda ufkum o kadar gelişti ki izlememe gerek kalmadı 🙂 Yine bir gün pedagojik açıdan ne kadar tasvip etmesem de en ucuz süpriz yumurtaları alıp, önlerine döktüm,gözlerindeki ışıltıyı tarif edemem ve sonrasında o kadar para verdiğim yumurta kaplarını tabi ki atmadım,kinetik kumla veya oyun hamuruyla kaplayıp ‘ aaa içnden ne çıkıcak ‘ diye diye ilk kez açıyormuş heyecanı yaşadık 🙂
Youtube fikir bakımdan oldukça zengin ,izleyip fikir alın ,çocuğunuza değil,elbette kendinize 🙂

YARAMAZLIĞIN NEDENİ NEDİR?

Aslında tüm yaramazlıkların ,bizi bunaltmalarının altında bizimle daha çok vakit geçirmek istemeleri var.Biz ev işlerimiz,haftalık dizimiz ,çay keyfimiz bitsin de oynarız diye beklerken bir bakıyoruz ki onlar büyümüş koca koca adamlar ,hanımlar olmuşlar ama bizim ev işlermiz,dizilerimiz,keyiflerimiz bitmemiş,bence tüm bunları bir süreliğine askıya alabiliriz.

Oyunun dinde bile yeri var desem sanırım abartmış olmam,vallla bak!Çünkü bir defasında Hz.Hüseyin arkadaşları ile oynarken Peygamberimiz (sav) O’na rast geliyor,yanına çağırıyor ama O gelmiyor,bu sefer Peygamberimiz (sav) ona doğru gidince bu sefer Hz.Hüseyin bunu oyuna çeviriyor ve O önde ,Peygamberimiz (sav) arkada koşmaya başlıyorlar,en sonunda yakalayınca da sarılıyor ve ‘Hüseyin’i çok seviyorum’diyor .(İbn Mace,Mukaddime)
Hiç ‘ ben koskoca peygamberim,çocuk gibi sokakta koşturcak mıyım,çocukla çocuk mu olunurmuş canım’ ya da’ bak baaak bir sürü işim var ,bu çocuk da beni oyalıyor’ deyip kızmıyor ,tam tersine bu durumun oyuna dönüşmesine izin veriyor ve oyuna katılıyor.

işe böyle … ay daha neler yazardım ama bana ayrılan sürenin bu haftalık da sonuna geldik ,hepinizi sevgiyle kucaklıyor ve bol oyunlu zamanlar diliyorum 🙂

Yorumlar

0 yorumlar

Yorum Yap

Yorum Yap