İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. ANA SAYFA
  3. İSTİKLAL MARŞI

İSTİKLAL MARŞI

İSTİKLAL MARŞI
4

İSTİKLAL MARŞI

istiklalmarşı 1 kırtkırtla - İSTİKLAL MARŞI
İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ
istiklalmarşı 2 kırtkırtla - İSTİKLAL MARŞI
İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ
istiklalmarşı kırtkırtla - İSTİKLAL MARŞI
İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ

İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını sembolize eden ve milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış, Zeki Üngör tarafından bestelenmiştir.

Kurtuluş Savaşı esnasında Türk milleti zorlu bir mücadeleye girişmişken Milli Eğitim Bakanlığı milli bir marş ihtiyacı duymuş ve bunun için 1921 yılında bir şiir yarışması düzenlemiştir. Bu yarışmaya 724 şair eser göndermiş ve eserlerinin milli marş olarak kabul edilmesini istemişlerdir. Mehmet Akif Ersoy bu yarışmayı kazanan kişiye para ödülü verileceğinden başlangıçta yarışmaya katılmak istememiştir. Fakat o dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine ödülü almamak şartıyla şiirini yarışmaya göndermiştir.

Mehmet Akif’in Kahraman Ordumuza başlıklı şiiri yapılan bu yarışmada birincilik kazanır. O yıl düzenlenen beste yarışmasında da  Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi kabul görmüş ve İstiklal Marşı 1924’ten 1930’a kadar bu beste ile söylenmiştir. 1930’dan sonra ise milli marşımız Zeki Üngör’ün bestesi ile çalınmaya başladı.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

 

İSTİKLAL MARŞI 

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettigi günler hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

 

 

Yorum Yap

Yorum Yap