İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. ÇIKTI AL
  3. KARGA İLE TİLKİ

KARGA İLE TİLKİ

KARGA İLE TİLKİ

KARGA İLE TİLKİ

Güzel bir orman köyünün kenarında ne olur? Tabi ki; orman değil mi? İşte bu ormanda yaşayan bir karga sürüsü varmış. Bu karga sürüsü ormanda bol bol yiyecek bulurmuş. Fakat içlerinden biri yiyecekleri beğenmezmiş. Köye gider, köylülerin ürettiği ürünlerden çalar ve bunları yermiş.

İşte bizim Kara Karga, bir gün yine çok acıkmış. Acıkmasına acıkmış da yine köyden bir şeyler yemek istiyormuş. Kanatlarını açmış ve çırparak uçmaya başlamış. Az sonra köye ulaşmış. Kimselere görünmeden bir ağacın dalına konuvermiş. Bu ağaç bir evin bahçesindeymiş.

Karakarga etrafı gözetlemeye başlamış. Acaba nerede ağzıma layık bir yiyecek var? Diye söyleniyormuş. O sırada evin açık penceresi dikkatini çekmiş. Açık pencereli oda mutfaktan başka bir yer değilmiş. Oda da bir masa ve masada da bir tabak duruyormuş.

Tabakta kocaman bir peynir dilimi varmış.

Kara karganın ağzı sulanmış. Önce sağa, sonra sola bakmış. Tekrar sağa bakıp pencereden içeriye girivermiş. Girmesi ile peyniri kapıp, çıkması bir olmuş.
Ev sahibi karakargayı fark etmiş. Etmesine etmiş, ama ona yetişmesi mümkün değilmiş.

Ardından bağırıp kalmış.”Karga seni tutarım, kanadını yolarım” Diye söylenmiş.
Karakarga yaptığı işten memnun ormana uçmuş. Ormanda bir ağacın dalına konmuş.

Niyeti çaldığı bu peyniri afiyetle yemekmiş.
Orman olur da hiç boş olur mu? Tam o sırada kurnaz tilki oradan geçiyormuş. Sabahtan beri ormanda dolaşmadık bir yer bırakmamış. Fakat aç karnının gurultusunu bastıracak bir lokma bile bulamamış.
Aç ve üzgün üzgün yürüyen tilkinin burnuna peynir kokusu gelmiş. Birdenbire gözleri fal taşı gibi açılmış. Ağzı sulanmış ve iştahla dudaklarını şapırdatmış. Kokunun geldiği yere doğru hamle yapmış. Koku onu karakarganın bulunduğu ağacın altına getirmiş.
Karakargayı ve ağzındaki peyniri gören tilki sevinçten deliye dönmüş. Aç karnıma az sonra, nefis bir peynir parçası girecek, diye düşünmüş. Anında bir plan yapmış ve planını uygulamaya başlamış.
—Günaydın karga kardeş! Bugün ne kadar da güzel görünüyorsunuz. Parlak tüyleriniz, güneşte parıl parıl parlıyor. Kostümünüz size çok yakışmış, demiş.
Karakarga bu iltifatlara çok sevinmiş. Fakat ağzında peynir olduğu için cevap verememiş.

Kurnaz tilki konuşmasına devam etmiş.
—Eğer sesiniz de böyle güzelse, bu ormanda hiç kimse güzellikte sizinle boy ölçüşemez.
Bu sözler karakarganın çok hoşuna gitmiş. Hem kim övülmekten hoşlanmaz ki? O kadar sevinmiş, o kadar sevinmiş ki, neredeyse sevinçten havalara uçacakmış. Heyecandan tilkiye ne diyeceğini bilememiş.
Tilki planın işlemekte olduğunu görüp pek bir sevinmiş. Güzel sözler söylemeye, karakargayı pohpohlamaya devam etmiş.
—Sayın karga hazretleri, o güzel sesinizle bana bir şarkı söyler misiniz?
Karakarga bu güzel sözleri duyunca neredeyse dilini yutuyorm uş. Hülyalara dalmış, kendini ormanın en güzel hayvanı olarak görüyormuş.
Kurnaz tilki, karakarganın konuşmadığını görünce, güzel sözler söylemeye devam etmiş.
—Efendim, eğer sesiniz de sizin kadar güzelse siz bu ormana kral olursunuz.

Bu ormanın sizin gibi güzel sesli bir krala ihtiyacı var. O güzel sesinizi duyan bizlere de size itaat etmekten başka bir şey kalmaz, diye yağ çekmeyi sürdürmüş.
Karakarga duyduklarına inanamıyormuş. Sanki bir rüyada olduğunu düşünüyormuş. Bu rüyanın sonsuza kadar da bitmemesini istiyormuş. Konduğu dalda şöyle bir toparlanmış. Gururla dikilmiş. Artık güzel sesini tüm ormana duyurmanın zamanının geldiğini düşünüyormuş. Ormana kral olmak, gerçekten kulağa hoş geliyormuş. Şarkısını söylemek için hazırlanmış:
—Gaaaaaak! Diye gagasını açmış.
Karakarga “Gak!” der demez, ağzındaki peynir yere düşmüş. Bu tam da kurnaz tilkinin beklediği anmış. Peyniri kapar kapmaz, yalayıp yutuvermiş. Sonrada karnını okşamaya başlamış.”Oh!Aç mideme bir lokma bir şeyler girdi.” Diyerek sevincini belli etmiş.
Kral karga şaşkınmış. Daha neler olduğunu anlayamamış. Az önce krallık hayalleri kurarken, şimdi ağzındaki peynir de yokmuş.

Kurnaz tilki karakargaya dönerek:
—Karga kardeş, peynir için teşekkürler. Sana son bir söz daha söyleyeyim. Verdiğim bu dersi de hiç unutma. Bir parça peynire sana bu dersi başka kimseler vermez. Her yüze güleni dost sanma, demiş.

Kaynak: La Fontaine’den Seçmeler-Parıltı yayıncılık-Hazırlayan Ekrem Aytar

Yorum Yap

Yorum Yap