İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. PROJELER

OKUL FOBİSİ

 

Başlığı okurken sizde bile sanki bir fobi oluştu değil mi? Ya böyle bir şey benim de başıma gelirse diye ya da daha iyi bir ihtimalle henüz hiç böyle bir şey düşünmemiş ve yaşamamış olabilirsiniz. Hatta ve hatta “Amaaan!  Bu da ne şimdi benimki bir hevesli bir hevesli yarın okula versem hemen alışır valla..” da diyor olabilirsiniz 🙂

İşin aslı ben de öyleydim.. Sonra okula alışma sürecimiz taaaaaa (burdaki a ların fazlalığı aynı zamanda zamanın uzunluğunu belirtmek içindir.) ki bundan bir kaç haftasına kadar sürdü ve bir pedagog  olmasam da bu konuyla ilgili o kadar çok okudum ki ve üstüne de psikolojik destek de alınca kendi kendime bu konuda bir kaç şey yazmalıyım, en azından tecrübelerimi paylaşmalıyım dedim .

 

Evet, okul fobisi denilen şey çocuğun çeşitli nedenlerden ötürü okula gitmek istememesi veya buna direnmesidir. Çocuğunuz okula gitmemek için çok hasta olduğunu,  yorgun olduğunu söyleyebilir. Hatta sizi ‘Ay acaba yanlış mı yapıyorum ‘ hissine kaptıracak kadar duygulu bir şekilde gitmemek için yalvarabilirler.

Tabi, böyle bir durumda sizin annelik içgüdülerinizi ciddi anlamda devreye sokup sahiden rol mü yaptığını yoksa okula gitmek için gerçekten erken mi olduğunu anlayabilmeniz lazım (Çok endişeliyseniz psikolojik destekle daha kolay anlarsınız).

 

Bu durumla karşılaştığınızda hele de hemen alışacağını düşünüp alışmadığında büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilir, ne yapacağınızı bilemeden şaşırıp kalmış olabilirsiniz ama şu hatayı yapmayın, telefonla veya herhangi biriyle konuşurken, babası da dahil : “Evet hala alışmadı, ne yapacağımı bilemiyorum.” gibi.

 

Çocuğunuzla pazarlığa girişebilir, türlü türlü ödüller vaat edebilirsiniz. O inatlaştıkça siz de inatlaşabilir, okula zorla göndermek isteyebilirsiniz. Fakat kök problemi halletmediğiniz sürece bunlar geçici çözümler olacak ve sonuç itibariyle siz tekrar sene ortasında aynı şeyleri yaşayacaksınız. 

Ama muhtemelen şuan bu yazıyı okuyorsanız, benim gibi bu sorunu aşmanız oldukça uzun sürmüş ve google amcaya ‘okul fobisi’ diye aratıp önünüze ne çıkarsa size yardımcı olabilir umuduyla okuyorsunuz. Öncelikle en son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, okula alışamayan çocuk yok, sadece her çocuğun güven sağlaması birbirinden farklıdır. Bazıları hemen, bazılarının bir hafta, çocuğun kaygı durumuna göre bir ay ve farklı etkenler varsa bu süre daha da fazla uzayabilir. Eğer sorun bir ayı geçtiyse bu süreçte siz de çok yıprandığınızdan destek almanız uygun olacaktır. Bir de sorun sizden de kayanaklanıyor ama siz farkedemiyor olabilirsiniz. Nasıl yani ? Şöyle ki; siz de çok kaygılısınızdır ve bunu çocuk farkeder ve sizin kaygınız geçmedikçe bu süreç uzar.

 

Şimdi bir de çocuk açısından bu durumun sebeplerine bir bakalım şefkatle:

  • Çocuğunuz sizden ilk kez ayrılıyor ve farklı bir ortama giriyor. Bazı şeyler pek de onu düşündüğü gibi olmamış olabilir.Mesela sınıf çok kalabalıktır ama sizin çocuğunuz ilgi odağı olmayı seviyordur, sınıfta aradığı ilgiyi yakalayamamış olabilir.
  • Sınıfta yapılan faaliyetler ona zor gelmiş olabilir.
  • Eğer evde küçük bir kardeş varsa okula gidecek olan onun sizinle kalmasını kıskanıyor olabilir.

Sizden kayanaklanan bir durum  da olabilir; sizin çocuğunuza bağımlı olmanız ve ve çocuğunuza karşı net bir tavır sergileyeyememeniz gibi.

 

Peki neler yapabiliriz?

  • Evde çocuk sizinle kaliteli vakit geçiremediği için sizi çok özlüyor olabilir. Bu yüzden okul dönemlerinde birlikte geçirdiğiniz kaliteli vakti arttırmalısınız.
  • Sizin için önemli bir eşyanızı çocuğunuza verebilir ve buna akşama kadar sahip çıkmasını ya da birlikte çekilmiş bir fotoğrafınızı verebilir ve sizi özledikçe buna bakmasını isteyebilirsiniz.
  • Evde birlikte bir bileklik yapıp (aynısından iki tane) hem siz hem de o bileklikleri tüm gün takarak bunun ikinizin arasında özel bir eşya olduğunu ve birbirinizi özlediğinizde bilekliğe dokunacağınızı söyleyebilirsiniz.
  • Bir saat alıp saat üzerinde onu almaya gideceğiniz saatin üzerine bir işaret koyabilirsiniz.
  • Tabi ki başlarda çocuğu direk kapıdan ağlayarak bırakmak değil de, çocuk ortama güven sağlayıncaya kadar kademeli olarak ayrılabilirsiniz. Önce sınıfta sonra kapıda derken bahçeden el sallamak gibi. Ve saat olarak da kendi başına kaldığı ilk gün bir saat, ikinci gün iki saat sonra üç saat şeklindeki kademeli ayrılıklar çocuk için daha kolay oluyor. 
  • Bu süreçte çocukla birlikte okuyacağınız kitaplar da işi çok hatta daha çok kolaylaştırır. Size farklı bakış açıları ile  fikir bile  verebilir .Örneğin ‘AVUCUNDAKİ ÖPÜCÜK’ kitabını bulabilirseniz çok güzel olur ama bulamazsanız diye hikayesini özetleyeyim dilerseniz anlatırsınız ya da bu yöntemi kullanabilirsiniz.
  • ‘Bir küçük rakun var ve annesinden ayrılıp okula gitmek istemiyor. “Anneciğim ben seni çok özlerim seninle evde kalsam olmaz mı? Noluuuur’ diyor.Sonra annesi küçük rakunun elini avucunun içine alıyor ve tam ortasına bir öpücük konduruyor. Diyor ki; ‘Bu öpücük asla gitmiyor, elini yıkasan da hep orada, beni ne zaman özlersen elini yanağına koy, öpücüğümü hisset.’

 

Gelelim konumuza.. Her şeyi yaptınız, günlerce okulda beklediniz.. Çocuğunuzun hazır olduğunu düşünüyorsunuz, okula olan güveniniz de tam ama çocuğunuz ısrarla hala sizden kopmak istemiyor.. O zaman gün verebilirsiniz. Örneğin; “Seni çarşamba gününe kadar okulda bekliyorum ve o gün son gün. Sonra artık kendi başına okulda kalabileceğini düşünüyorum!”  deyip o gün geldiğinde en kararlı tavrınızla okula bırakmanız gerekiyor. Neden en kararlı dedim? Çünkü bırakırken yine çok çok ağlayabilir ve sizin buna rağmen el sallayıp, seni şu saatte alacağım deyip uzaklaşmanız gerekecek ve on dakika sonra okulu aradığınızda her şeyin yolunda olduğunu öğrenip ‘Nasıl ya, bu kadar kolay mıydı?’ deyip kısa süreli bir şok yaşayacaksınız. Şahsen ben öyle oldum 🙂

Tecrübeyle sabit bir yazıdır yani 🙂 

Sevgiyle kalın..     

Ayşenur ÇAMALTI

 

Yorumlar

0 yorumlar

Yorum Yap

Yorum Yap