İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. ETKİNLİKLER
  3. ÜÇ TARAFI PLASTİKLERLE ÇEVRİLİ TÜRKİYE

ÜÇ TARAFI PLASTİKLERLE ÇEVRİLİ TÜRKİYE


Aslında bu konu o kadar uzun ve derin ki, neresinden başlasam ben de bilmiyorum. Anlatmak istediğim bir sürü şey var kafamda,sanırım bundan olsa gerek bir türlü sıraya koyamıyorum kafamdakileri. Öyleyse en son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim;ÜÇ TARAFI PLASTİKLERLE ÇEVRİLİ TÜRKİYE

“Dünyamızı öldürüyoruz ,ayağa kalkın!”

84 metrekarelik bir evde yaşıyoruz biz. Yıllardır çöplerimizi geri dönüşebilenler ve dönüşemeyenler (piller ve camlar da ayrı tabi ) olarak ayırıyorum. Ev küçük olduğundan ve biriktirdiklerim epeyce yer kapladığı için sürekli eşimin “aman at gitsin yaa şunları çöpe , dünyayı sen mi kurtaracaksın ?!”  söylemlerine maruz kalıyorum . Tartışsak da henüz hiç vazgeçmedim çünkü biliyorum belki dünyayı değil ama bir kuşun ya da belki bir balinanın kurtuluşuna ben sebep olacağım. Bunun için sadece geri dönüşüme değil, daha az plastik çöp çıkarmaya da dikkat ediyorum epeydir. Açıkcası bir müslüman olarak çıkardığım her bir çöple , üretmeden tükettiğim her bir şeyle gezegenimizin ve üstünde yaşayan her bir canlının hakkına girdiğimi düşünüyorum. Abartıyor muyum ,bakalım?!

Eğer biraz sosyal medyada takılan biriyseniz mutlaka karşınıza , burun deliklerinden birine pipet batmış veya takıldığı plastik ağ yüzünden kabuğu acayip bir biçimde gelişmiş deniz kaplumbağalarının resimlerinden biri çıkmıştır.  Biz insanlar evlerimizi ,yaşam alanlarımızı mükemmel derecede temiz tutmaya çalışırken ,asıl evimizi ,dünyamızı her nasılsa evimiz gibi görmüyor ve üzerine yerleştiği organizmayı tamamen tüketinceye kadar durmayan parazitler gibi sürekli emiyoruz .

Zarar veriyoruz, tüketiyoruz.

Yaşayacak başka bir dünyamız olmadığını bile bile. Ara sıra gazete manşetlerinde veya sosyal medyada çevre kirliliğiyle ilgili videolar veya resimler görüp “aaa”deyip ,whatsapptaki birkaç arkadaş grubumuza gönderdikten sonra üzerimize düşeni yaptığımızı düşünüyoruz. Hatta “amaaan canım bu aktivistler de durumu çok mu fazla abartıyor ne” deyip önemsizleştirebiliyoruz .Peki gerçekten öyle mi?

Akdeniz havzasında 4 metrekareye 1 plastik atık düşüyor . Biraz somutlaştırayım sizin için, evinizin hangi odasına girseniz yerde bir çöp görüyorsunuz ve gördüğünüz o çöp , önünüzdeki 400 yıl boyunca orda durmaya devam edecek . ( evet ,evet yanlış duymadınız,çeşidine göre değişse de 400 yıl en az olanı, yani sürekli kullandığımız pet şişeler bunlar) sahiden sinirleriniz bozulmaz mıydı?

Ve bu daha iyi günlerimiz . Çünkü plastik kullanımı son 50 yılda 13 kat artmış ve maalesef her geçen gün artmaya devam ediyor . Daha da basitleştirirsek her dakika bir kamyon dolusu plastik atık denizlere karışıyor. Ek bir bilgi olarak , Akdeniz havzasını en çok kirleten, maalesef ülke olarak biziz ve bunu kolaylık olsun diye bir seferliğine kullandığımız plastiklerle yapıyoruz. Avrupa ülkelerinde 2019 yılından itibaren tek kullanımlık plastikler yasaklandı. Eğer biz de önlem almazsak yakın gelecekte çocuklarımız üç tarafı deniz yerine plastiklerle çevrili bir Türkiye’de yaşıyor olacak.

Deepak Chopra “Ağaçlar akciğerlerimiz,nehirler damarlarımız,hava nefesimiz ve dünya vücudumuz” diyor .

Sigaranın kanser yaptığını bile bile içmek gibi bu durum karşısındaki duyarsızlığımız. Hani nasıl desem üzerimize yapışmış acayip bir tembellik hastalığı var sanki, Her şeyin kolayına kaçmak adına çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz ellerinden . Gözlerinin içine baka baka hem de.

Ne ara kullandığımız tabaklarımızı, bardaklarımızı yıkamaya bu kadar üşenir olduk  . Plastik tabak,çatal kullanır olduk .Ben de bilemiyorum. Çocuğumuzun okuluna gittiğimizde ayakkabılarımızı çıkarmak neden bu kadar zor geldi ki bize? Okul kirlenmesin diye ayağımıza geçirdiğimiz galoşların, yaşayacağı başka bir gezegen olmayan çocuğumuzun dünyasını ölümüne kirlettiğinin neden farkına varamıyoruz? Ellerimizi bile yıkamaya üşenir olduk ve ıslak mendilleri icat ettik.

Canımızdan çok seviyoruz dediğimiz yavrularımızın yüzüne bin bir çeşit kimyasalla birlikte sürdük bu mendilleri. Geçici hijyen sağladık ama doğada hemen parçalanamayan bu mendillerin kalıcı kirliliğini hiç düşünmedik. Markete her girdiğimizde daha çok poşet nasıl alabilirim derdine düştük. Öyle ki poşet paralı olunca memleket meselesi haline getirdik . Ama poşet kirliliğinin bir dünya meselesi olduğuna burun kıvırdık.

Unuttuğumuz bir şey var. Ne ekersek onu biçeceğiz, nasıl etki yaparsak ,evren öyle tepki verecek bize.
İtalya ‘da kıyıya hamile bir balina vuruyor ,balinanın ölüm sebepleri araştırılırken herkesi şok eden şu sonuçla karşılaşılıyor. Balinanın midesinde tam 20 kg. plastik atık var.

Bir başka gün Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki Midway Adasında kuş ölümlerini araştıran bilim insanları albatros kuşlarının midelerinden çıkanları görünce şok oluyorlar.  Dişfırçası, çakmak, pet şişe kapağı… En yakın kara parçasının 2 bin km. uzaklıkta olduğunu bilirsek ,insanlık olarak sorumsuzluğumuzun boyutunu daha iyi algılayabiliriz. Evren bir bütün ,aslında kıyıya vuran o balina değil ,bizim insanlığımız, insansılığımız. Ölenler de albatros kuşlarının yavruları değil,bizim çocuklarımız,artık bunu fark etmeliyiz.

piknik,

Çoluk çocuk şöyle hafta sonu pikniğe gidelim deseniz,piknik örtünüzü serip oturabileceğiniz çöpsüz bir yer bulamaz olduk değil mi artık ? Ve bunu biz,bu gezegende en üstün canlı türü olduğumuzu söyleyen insanlık olarak yapıyoruz. Doğayı seven,insanı sevemiyor işte bu yüzden! ÜÇ TARAFI PLASTİKLERLE ÇEVRİLİ TÜRKİYE

15 yaşındaki çevreci aktivist Greta Thunberg tüm dünyanın gözü önünde meseleyi öyle güzel özetledi ki. Bütün dünya birlik olup,kendi küçüklüğümüzü bir yere bırakıp acil eylem planı oluşturmaya çağırdı hepimizi. Kendisiyle henüz tanışmamış olanlar için. Birleşmiş Milletlerde yaptığı yüzümüzde gülümseme ,gönüllerimizde umut oluşturan konuşmasını sizin için alıntılıyorum.

Adım Greta Thunberg …

“Adım Greta Thunberg , 15 yaşındayım ve İsveç’ten geliyorum. Burada iklim adaleti için konuşuyorum. Birçok insan İsveç’in sadece küçük bir ülke olduğunu ve ne yapacağımızın önemli olmayacağını söylüyor. Ancak fark yaratmak için hiç bir zaman küçük olmadığımızı öğrendim. Ve eğer bir kaç çocuk sadece okula gitmeyerek dünyanın dört bir yanında manşetlere çıkabiliyorsa gerçekten istersek birlikte neler yapabileceğimizi hayal edin. Ancak bunu yapabilmek için ne kadar rahatsız edici olursa olsun açık konuşmak zorundayız.

Siz sadece hiç bitmeyen yeşil ekonomik büyümeyi konuşuyorsunuz çünkü popüler olmaktan korkuyorsunuz. Yapılması mantıklı olan tek şey imdat frenini çekmek iken siz sadece bizi bu hale getiren aynı kötü fikirlerle ilerlemekten söz ediyorsunuz.Biz çocuklara bıraktığınız şeyin böyle bir yük olduğunu itiraf edebilecek kadar bile olgun değilsiniz.

Popüler olmak benim umurumda değil . İklim adaleti ve yaşayan bir gezegen benim umurumda.

Oldukça az sayıda insan muazzam miktarda para kazanma fırsatlarını kaybetmesin diye medeniyetimiz feda ediliyor. Benimki gibi ülkelerde yaşayan zengin insanlar lüks içerisinde yaşayabilsin diye biyosferimiz feda ediliyor. Birkaç kişinin lüksünü ödeyen şey bir çok kişinin acısıdır. 2078 yılında 75. yaş günümü kutlayacağım. Çocuklarım olursa belki o günü benle geçirecekler , belki bana sizi soracaklar , belki haretekete geçmek için hala vakit varken neden hiçbir şey yapmadığınızı soracaklar.

Çocuklarınızı herşeyden çok sevdiğinizi söylüyorsunuz ama böyle olmasına rağmen onların gözleri önünde geleceklerini çalıyorsunuz.Politik olarak neyin mümkün olduğunu konuşmak yerine yapılması gerekenlere odaklanmadığınız sürece umut yok. Bir krizi kriz olarak ele almadığımzı sürece çözemeyiz. Fosil yakıtları yerin altında bırakmamız ve dürüstlüğe odaklanmamız gerekiyor. Ve bu sistemin içinde çözümlerin bulunması imkansız , belkide sistemin kendisini değiştirmemiz gerekiyor.

Buraya umursasınlar diye dünya liderlerine yalvarmaya gelmedik. Bizi geçmişte görmezden geldiniz ve yine görmezden geleceksiniz. Bahanelerimiz tükendi ve zamanımız da tükeniyor. Buraya hoşunuza gitse de gitmese de değişimin geleceğini haber vermeye geldik. Gerçek güç insanlara aittir.Ve bu sistemin içinde çözümlerin bulunması imkansız , belkide sistemin kendisini değiştirmemiz gerekiyor.

Buraya umursasınlar diye dünya liderlerine yalvarmaya gelmedik. Bizi geçmişte görmezden geldiniz ve yine görmezden geleceksiniz. Bahanelerimiz tükendi ve zamanımız da tükeniyor. Buraya hoşunuza gitse de gitmese de değişimin geleceğini haber vermeye geldik. Gerçek güç insanlara aittir.Ve bu sistemin içinde çözümlerin bulunması imkansız , belkide sistemin kendisini değiştirmemiz gerekiyor.

Buraya umursasınlar diye dünya liderlerine yalvarmaya gelmedik. Bizi geçmişte görmezden geldiniz ve yine görmezden geleceksiniz. Bahanelerimiz tükendi ve zamanımız da tükeniyor. Buraya hoşunuza gitse de gitmese de değişimin geleceğini haber vermeye geldik. Gerçek güç insanlara aittir.

Evet,gerçek güç bize ait!
Bir Kızılderili atasözü der ki “Son ırmak kuruduğunda,son ağaç yok olduğunda,son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!”
Son ağacı yok etmemek,son balığı öldürmemek ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak için sizi harekete geçmeye çağırıyorum! Var mısınız?

 

 

 

 

 

SEN DE YAZ 

Yorum Yap

Yorum Yap